* “Evladım diye bir şey diyemiyorum, sürekli bilgisayarın başında, odasından sadece tuvalete gitmek için çıkıyor. Çoğu zaman yanımıza gelmiyor, yemeğini de odasına götürmek zorunda kalıyorum. Ne bitmez oyunmuş, resmen çocuğumu esir aldı. Ah şu internet! Evladımı benden çaldı”.
* “Sevgilimle buluşmak için can atıyorum, ama ne zaman bir araya gelsek telefonuna bakmaktan bana bakamıyor. Gelen mail ve mesajlara cevap vermekten söylediğimi dinlemiyor. İşi gereği olsa anlayacağım ancak bana göre interneti lüzumsuz yere kullanıyor ve ona mahkûm olmuş durumda”.
* “Gece yataktaki halimiz şu şekilde; eşim ve ben yatağın birer kenarında elimizde telefon, internete dalmış durumdayız. Ne muhabbetimiz kaldı ne de cinsel hayatımız”.
* “Eskiden kocam kahve köşelerine takılır eve geç gelirdi, yine de gece benimle idi. Şimdi eve vaktinde geliyor, ancak sabahlara kadar internette oyun ile meşgul oluyor. Artık öncelikli eşi internet, sanki bana kuma geldi. Başını bilgisayardan kaldırtamıyorum”.
* “Gece vakti uyanıyorum, topraklarımı saldırı olabilir endişesi ile oyunumu kontrol ediyorum. Belki zevk alıyorum ama bu oyun uykumu alt üst etti. Uykusuzluk nedeniyle iş hayatım olumsuz etkiledi”.
* “Maalesef son 1 yıldır oğlum bilgisayarıyla tüm gününü geçiriyor, hiç arkadaşı yok, sosyal ilişkilere girmiyor. Sadece sanal ilişkileri var ve bu durumdan da şikâyetçi değil. Gerçek hayattan kopuk hale geldi. Düğüne, gezmeye, eğlenceye, kısacası hiçbir ortak aktiviteye katılmıyor. Geçen arkadaşları ısrar ettiler ve zorla onu sinemaya götürdüler. Dönüşte arkadaşları oğlumun garip konuşmalarını ve davranışlarını bana aktardılar, şoka girdim. Oğluma ne oluyor?”.
Çevremizden duyabileceğimiz bu öyküler ve benzerleri bize “internet bağımlılığını” oldukça güzel tanımlarlar.
Dr. Hasan Basri İzgi

Paylaş

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here