Alkol ve Madde Bağımlılığı

ALKOL VE MADDE BAĞIMLILIĞI

Bağımlılık sağlık, sosyal ilişkiler, okul-iş hayatına verdiği büyük zararlara rağmen bağımlı olunan maddeyi almadan duramamaktır. Bağımlılık genetik sebeplerle, psikolojik sebelerle veya sosyal çevrenin etkisiyle oluşabilmektedir. Bağımlılık beynin kimyasal yapısını bozduğu için, madde kötüye kullanımının yol açtığı etkenler beyinin işleyişini olumsuz etkiler.

Bağımlılıkların en sık görülme sebeplerinden biri sosyal çevredir. Kişinin arkadaş grubunda bağımlı kişi ya da kişiler varsa onlara özenme ya da arkadaş grubunda kabul görme, kendini ispatlama ihtiyacıyla madde bağımlılığı gelişebilir. Kendine güveni olmayan, cesaretsizlik ve çekingenlikten muzdarip, depresyona meyilli, kaygılı kişilik yapısına sahip ve stresle başa çıkmakta zorlanan bireylerde bağımlılık gelişebilir.

Bağımlılığın diğer sebepleri aile içindeki iletişimsizlik, çözülemeyen sorunlar ya da ailenin çocuğu güven duygusundan, ilgi ve şefkatten yoksun büyütmesi olarak görülebilir. Çocuğun bu olumsuzluklar sebebiyle arkadaşlarına bağlılığı artar ve arkadaşları içinde yanlış alışkanlıklara sahip kişiler varsa onlardan kolayca etkilenir. Ailede alkol ve madde bağımlılığına sahip biri varsa kişide bağımlılık oluşma riski artar.

Ağır madde bağımlılarını tespit etmek kolayken, orta derecede bağımlı olanları tespit etmek her zaman mümkün olmayabilir. Bağımlı kişilerde görülen kilo verme, gözlere kan oturması, ellerde titreme, uykusuzluk, bitkinlik, göz çevresinde oluşan morluklar, kollarda meydana gelen yara izleri, boş bakma, konuşmada, yürümede bozukluk gibi fiziksel belirtiler, sosyal çevre değişiklikleri, iş ya da okul hayatında ciddi bozulmalar, eski arkadaşlardan kopma, yeni ve çok sık görüşülen arkadaşlar edinme, çok para harcama, gece hayatının yoğunlaşması gibi unsurlar bağımlılık hakkında ipuçları verebilir.

Alkol ve madde bağımlılığına sahip kişiler bağımlı olduklarını kabul etmeme ve tedavi görmeyi reddetme eğilimi gösterebilirler. Her zaman kullanılmadığı, arada sırada kullanıldığı ve istenilirse bırakılabileceği savunmalarına başvurulsa da bu genellikle doğru değildir. Bağımlı kişileri tedaviye ikna etme konusunda yakınlara büyük rol düşmektedir. Fakat bağımlı kişi bağımlılığından kurtulmayı mutlaka kendi istemelidir. Bu noktada kişinin maddeyi bırakma nedeninin yaşamındaki önem derecesi oldukça belirleyicidir. Aksi takdirde yeterince önlem alınmadığında bağımlılık tekrar gelişir. Bağımlılıktan kurtulduktan seneler sonra bile, bir kereden bir şey olmaz mantığıyla madde tekrar kullanıldığında tekrar bağımlılık oluşur. Bağımlının vücudu biyolojik tedaviyle bağımlı olunan maddeden arındırılıktan sonra psikoterapi ve ilaçla tedavi devam eder.