Sağlıklı bireyler olarak istiyoruz ki: “yaşantımızda kaygı, evham, endişe, vesvese, öfkelenme, fevri olma, kararsızlık, erteleme, duygusallaşma… hiç olmasın”.

Benzer şekilde iyileşme döneminde olan hastalar ve hasta yakınları da tam tekmil, “sıfır sorun” bulunan bir hayat istiyorlar. Kısmen rahatlayan OKB (obsesif kompulsif bozukluk) hastası, “takıntılarım hiç kalmasın” isteğinde bulunuyorken panik bozukluk hastası, “hiç panik atak geçirmeyeyim, kaygılarım sıfırlansın” şeklinde dileğini söylüyor. Diğer taraftan manik atak geçiren çocuğun ailesi “hiç öfkelenmesin, ani tepkiler vermesin” diyorlar ve “sürekli sakin dolaşan bir çocuk daha iyiymiş” gibi düşünüyorlar.

Bu beklentilere ulaşılabilir mi? ve bunlar gerçekle bağdaşan beklentiler mi? Sağlıklı her bir bireyde bir miktar “kaygı, evham, vesvese, öfkelenme…” vardır ve bu sayede kişi hayat mücadelesinde başarıya ulaşılır. Kaygısı olmayan öğrenci sınava hazırlanmaz, evhamı olmayan kişi tedbir almaz, vesvesesi olmayan kişi bir kez olsun tekrarlamaz (kapıyı kontrol etmez), hiç öfkelenmeyen mağdur hakkını aramaz.

Öncelikle hasta ve hasta yakınlarına, sonra da sağlıklı bireylere demek istediğim şudur ki; hastalık tanısı almayacak düzeyde, bazı olumsuz duygu, düşünce ve davranışlar, hayatımızda “azıcık olsa!” (her insanda olması gerektiği kadar bulunması) iyidir. Bunlar, fark edemesek de hayatınıza anlam katarlar.
Dr. Hasan Basri İzgi

Paylaş

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here