21 Ağustos 2014 tarihinde gün boyu süren, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi konferans salonunda yapılan “Her Yönüyle Bonzai Sempozyumu”, bonzai konusunda zengin ve güncel bilgilere ulaşmamızı sağladı. Konunun uzmanları (Sağlık Bakanlığı, TUBİM, Yeşilay, Emniyet Müdürlüğü Narkotik Şubesi, Adli Tıp Kurumu yetkilileri, Adli Tıp, Kardiyoloji, Acil Tıp, Psikiyatri öğretim üyeleri ve AMATEM-ÇEMATEM’de görevli psikiyatri uzmanları) tarafından 4 ayrı panelde bonzai konusu sosyopolitik stratejiler, narkotik, klinik aciller ve bağımlılık yönünden değerlendirildi. 2011 yılından beri yasal düzenleme ile kontrol altına alınmaya çalışılan, popüler olduğu kadar son yıllarda oldukça tehlike arz eden bonzai hakkında sempozyumdan not defterime kaydettiğim bilgileri aşağıda sizlerle paylaşırken bu sempozyumu tertip eden ve bizleri bilgilendiren tüm uzmanları kutluyor ve teşekkürlerimi bildiriyorum.

* Sentetik kannabinoid türevi uyuşturucuların prototipi olan bonzai, gençlerimizin masumlaştırarak söylediği gibi “esrar taklidi” değil, pek çok toksik kimyasal maddenin bitkilere püskürtülmesi ile sunuma hazırlanan ve eroin gibi etki eden, ölümcül sonuçlara neden olabilen bir maddedir.

* Kullanılan bitkiler: ada çayı, yavşan otu, damiana çayı, salvia divinarium bitkisi. Bitkiler hem hazırlamada kullanılıyor hem de sahte bir masumiyet sağlanıyor (bitkisel ürün).

* İlk zamanlar banyo tuzu, bitki gübresi, koku giderici, tütsü, havuz temizleyicisi şeklinde satışa sunulmuş.

* Bonzai, K2, Jamaika, Rüya, Bombay mavisi, Boncuk, Spice şeklinde pek çok sokak ismi var.

* 1994’de masum ilaç araştırmalarının ürünü olarak bulunan, 2000’de işlevsellik kazanan, 2004’de masum bitkisel ürünmüş gibi kötü amaçlarla ilk satışı yapılan, 2009’da Avrupa’da ve 2011’de ülkemizde yasaklanan bir maddedir.

* ABD’de okul araştırmalarında esrardan sonra 2. sırada tüketimi olan, ülkemizde ise denetimli serbestlikten faydalanan hastalarda son 2 ayda rutin idrarda bakılmasından sonra %14.9 ile esrardan daha çok kullanıldığı tespit edilen bir maddedir.

* Bonzai öncesi % 99.3 esrar kullanımı var (hiçbir uyuşturucu masum değil, “ne olacak ot değil mi?” dememeli!!!)

* Genellikler gençlerde, esrar kullanıcılarında ve (yasaklanmadan önce) yeni madde kullanımı meraklılarında/bitkisel ürün kullananlarda (Çin menşeili, reklam edilen ürünler) kullanma riski fazla.

* % 91 oranında gençler arkadaşı sayesinde bonzai ile tanışıyorlar (“benim çocuğum içmesin de arkadaşları ne yaparsa yapsın” yaklaşımı yanlış, toplumumuzdaki tüm çocukları, kendi çocuğumuz gibi görme hassasiyetine sahip olmak gerekiyor!!!).

* Beraberinde diğer uyuşturucu maddelerin de kullanımı yaygın.

* En fazla etkilenen yaş grubu ergenler: 2013’de başlama yaşı 13.75’e kadar düşmüş.

* Ergenlerde ortaya çıkan olumsuz sonuçlar: ders başarısında düşme, okulu bırakma, aile ile çatışma, arkadaş çevresini değiştirme, davranış bozuklukları, ergenlik döneminde olması gereken eğitimlerin (empati, insani ilişkiler, sosyalleşme vs.) geri kalması, kendine zarar verme, bonzai psikozu, intihar (20-30 kat artıyor), şiddete eğilim (12-16 kat artıyor), bulaşıcı hastalıkların (hepatit vs) artması.

* Narkotik yönünden madde kullanımı oranları yıllar içinde artmış, 2013 verilerine göre 70 ilimizde sentetik kannabinoid yakalanması olmuş (geçmiş yıllarda il sayısı çok daha az iken yaygınlaşmış) ve yakalanan vakaların sayısı 2012’ye göre 2.28 kat artış göstermiş. Türkiye madde yakalanmasında dünya birincisi olmasına rağmen madde kullanımı ülkemizde azalmıyormuş.

* Ulaşılabilirlik kolay ve maliyet çok düşük, gram fiyatı ortalama 50 TL, “cigaralık” olarak tek içimlik satışlarda 3-7 TL maliyet var. Bu durum da tüketim yaşının düşmesine, okul önlerinde satılmasına neden oluyor.

* 1 kg. hammaddeden 200.000 paket bonzai üretilebiliyor, kar payı çok yüksek.

* İnternet üzerinden satış yapılması çok fazla, ilgili sitelere sınır konulsa da hemen pek çok yenisi açılıyor.

* Madde kullanımı kendisini hep yeniliyor, 300’den fazla uyuşturucu madde var. Sentetik kannabionidlerde ise 105 farklı çeşit var. Bu nedenle yasal sınırlamalar koymakta zorlanılıyor, yeni bir form ile yasal yasaklamalar delinebiliyor.

* “Bugünün kullanıcısı yarının satıcısı” ilkesi var ve kullanım yaşı düştükçe satıcıların yaşı da düşüyor.

* 2013 verilerine göre 232 kişide direkt madde bağlantılı ölüm olmuş (geçen yıla göre 2 kat fazla).

* 10-19 yaş aralığı madde bağlantılı ölümlerde geçen yıllara göre artış var.

* Dolaylı madde bağlantılı ölümler (kaza, intihar, cinayet, yaralama vs.) 2013’de bir önceki yıla göre 3 kat artmış.

* Bonzai çoklu karışım olduğu için daha ölümcül oluyor (satıcılar pek çok maddeyi maliyeti düşürmek için karıştırıyor ve bu karıştırma işleminde bir standart ölçü veya kural yok).

* Bonzai kullanımında ortaya çıkan bozukluklar:

– kalp-damar sistemi bozuklukları: hipertansiyon, taşikardi, göğüs ağrısı, ritim bozuklukları, kalp krizi, ani ölüm

– Hiperglisemi, asidoz

– Böbrek yetmezliği

– Epileptik atak (sara nöbeti)

– Denge bozukluğu

– Psikiyatrik bozukluklar: hezeyan, hallüsinasyon, ajitasyon, anksiyete, depresyon, konfüzyon, psikoz atakları

* Bonzai bağımlılığı ciddi bir halk sağlığı sorunu ve genç nüfusu etkilemekte. Tolerans hızla gelişiyor (bağımlılık riski fazla).

* Kolay uygulanabilmesi, ulaşılabilirliğinin fazla olması, ucuz olması ve etkisinin fazla olması nedenleri ile “biyolojik bir silah” olduğu söylenebilir mi? (bir biyolojik silah kadar tehlikeli!)

* Ne yapmalı?

– Önlemede yapılacaklar:

1- Gençlerin eğitimi: aile ilişkileri, okul ve gece hayatı, sosyal medya etkileşimleri

2- Bitkisel ürünlerin denetimi

3- Yeni testlerin kullanımı (tespit, tarama)

4- Reklamın önlenmesi (özellikle internette)

5- Yasal düzenlemeler

6- Sosyal hizmetler

7- Medyanın desteği

8- Psikolojik destekler

– Akut dönem ve idame tedavisi önemli. Semptomatik ve destek tedavileri ön planda. Bu arada sağlık personeline şiddet nedeni olmasına dikkat etmek gerekiyor.

* Multidisipliner (dahiliye, kardioloji, nöroloji, psikiyatri vs.) yaklaşım gerekli.

– Toplum temelli mücadele merkezleri önemli: tedaviye ulaşım, tedavide süreklilik, yerel güçlerin işbirliği ve iletişimi, çevresel faktörlerle mücadele gerekli.

– Türkiye’de 26 adet AMATEM (alkol ve madde bağımlılığı araştırma tedavi ve eğitim merkezi) ve 3 adet ÇEMATEM (çocuk ve ergen için) mevcut, sayılarını artırılması gerekiyor.

 

Dr. Hasan Basri İzgi

 

 

 

 

 

Paylaş

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here