* “Gece yarısı uyandım ki kan ter içindeyim, nefesim durmak üzere. Kalbim çıkacak gibi atıyor, kulaklarım uğulduyor, kıpırdayamıyorum. Allah’ım ölüyorum. Sesimi eşime duyurmaya çalışıyorum, ama ne mümkün. 10 dakika sonra kısmen toparlanıyorum ve cama koşuyorum. Camdan buz gibi hava yüzüme çarpıyor da bir miktar nefes alabiliyorum. Ne oldu bana? O günden beri gece uyumamak için yatak odamdan uzak duruyorum, ancak televizyonun karşısında sabaha karşı sızıp kalıyorum. Hayatım alt üst oldu, ne yapabilirim?”
* “Bu aralar sıkı perhizdeydim, bir taraftan da yoğun spor yapıyordum. O gün de koştum, diğer günlerden farklı olarak çarpıntım giderek arttı, göğsüm sıkıştı. Canım çıkacaktı! Baş dönmesi ile birlikte bir anda ben ben olmaktan çıktım, çevremi farklı algıladım, dengemi yitirdim. Başıma üşüşen insanların sesini duysam da cevap verecek takatim yoktu. Ambulansla acil servise ulaştırıldım. Kalp krizi düşünülüp kardiyoloji değerlendirdi. Sonra da tetkiklerimin sonuçlarının iyi olduğu söylendi ve psikiyatriye başvurmam önerildi”.
* “Arkadaşlarla eğlenceli bir akşam geçiriyorduk, çay, kahve, sigara ve sohbet gırla gidiyordu. Bir ara ağzım kurudu, lokmam boğazıma takıldı, boğuluyordum. Sıcak bastı, bulantım oldu. Çıldıracak gibi oldum. Yoğun bir korku başladı, ölüyordum. Kısa sürede ne oldu da bunları yaşadım? Hiçbir şey anlamadım. Acile götürüldüm, orada doktor bazı tetkikleri yaptı ve senin bir şeyin yok deyip beni evime gönderdi”.
* “Yaşadığımı bir ben bilirim, ölmüş kadar oldum, sonra da bir şey yokmuş gibi davranıp beni psikiyatriye gönderdiler, kötü bir durumum var ama benden ya gizliyorlar ya da bilemediler. Bir görseydiniz o gün kontrolümü kaybettim, az kalsın hayatım ellerimin arasından kayıp gidecekti. Bana ne oldu?”
Benzer hikâyeleri olan insanların “ne oldu?” sorusuna verilecek cevap şudur: “ilk panik atağınızı yaşamışsınız”.
Dr. Hasan Basri İzgi

Paylaş

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here