Tıpta uzmanlık sınavında (TUS), ağırlıklı olarak psikiyatri tercihi yaptığım için meslektaşlarım tarafından bana verilen tepkiler şu şekilde idi: “deli doktoru mu olacaksın?”. Damgalanma (stigma) ile ilk tanışıklığım bu şekilde oldu. Sadece doktor camiasında değil halkımız nezdinde de “deli doktoru, deli miyim?, sen delisin, Bakırköy’lük olmuşsun, sen ruh hastasısın, delisi olan her gün ağlar” gibi damgalayıcı ifadeler sık kullanılırdı.
Asistanlığım sırasında, servis nöbetimde gece 03.00’de acilden arandım. Acil uzmanının verdiği bilgi: “acilde bir şizofren hasta var, apandisiti payladığı için acil operasyona alınacak, her ne kadar hasta sorunsuz olsa da cerrah arkadaş, hastaya tarafınızdan müdahale edildikten sonra yatışına onay verecek” idi. Acilde gördüğüm bayan hasta 20 yıllık şizofreni vakasıydı ve tedavisine uyumlu, iletişime açık, psikiyatrik açıdan stabil bir durumdaydı. Evet! şizofreni hastası da bir insandı ve apandisiti patlayabiliyordu. Sorun hastada değil, cerrah arkadaşın damgalayıcı yaklaşımındaydı.
Damgalama (stigmatizasyon), kişinin içinde yaşadığı toplumun “normal saydığı” ölçülerin dışında sayılması nedeniyle, toplumu oluşturan diğer bireyler tarafından, kişiye saygınlığını azaltıcı bir atıfta bulunulmasıdır. Damgalanan kişiye gerçeğe dayanmaksızın, adını kötüye çıkaran utanç verici bir özellik yüklenmektedir.
Psikiyatrik bozuklukları olan bireyler damgalanma konusunda ciddi sıkıntılar yaşarlar. Hem hasta hem de hasta yakını yaşadığı sorunları gizlemek zorunda kalırlar. Toplum içinde damgalandıkları zaman “adım çıktı dokuza, inmez sekize” şeklinde bir sonuç yaşarlar ve iyileşseler dahi kendilerini bu damgadan kurtaramazlar.
Damgalanmanın önüne geçilmesinin temel şartı eğitimdir. Hastalıklar konusunda cehaletimiz azaldıkça bu tarz sorunlar, hastalarımız ve yakınları tarafından yaşanmaz olur. Geçmişte “köyün delisi, mahallenin mecnunu” gibi tanımlara muhatap olan ve toplumdan dışlanan bireylerimizin tekrar kazanılması mümkün olur. Sonuçta psikiyatrik bozukluğu olup da pek çok başarıya imza atmış insanlarımız vardır ve gelecekte de daha çok olacaktır, yeter ki damgalanma ile önleri kesilmesin.
Dr. Hasan Basri İzgi

Paylaş

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here