Depresyon

DEPRESYON

Depresyon kişinin günlük yaşamın pek çok alanında işlev kaybına yol açan,  yapmaktan zevk aldığı aktivitelere yönelik ilgi ve haz kaybına yol açan, uyku bozukluğu, iştah ve kilo değişikliklerinden sosyal  ilişkilere pek çok yaşam alanında etkisini gösteren bir duygu durum bozukluğudur. Genetik ve biyolojik sebepler depresyon belirtilerine yol açabileceği gibi fizyolojik bir durum ya da ilaca bağlı olmadığı taktirde ayrılıklar, kayıplar, olumsuz benlik algısı stres ve çevresel bir takım faktörler de depresyona neden olabilir.  Depresyonda görülen belirtiler birçok kişinin hayatı boyunca dönemsel olarak  yaşayabileceği sorunlar olabilirken, durumun tanı alabilmesi için sayılan belirtilerin en az beşinin kişide en az iki hafta süreyle hemen hemen her gün sürmesi ve yaşamının hiçbir döneminde hipomanik ya da manik atak geçirmemiş olması gerekmektedir.

Depresyon yaşayan kişiler kendilerini mutsuz, çaresiz ve değersiz hissedebilir, uygunsuz suçluluk duyguları tabloya eşlik edebilir. Kişi önemsediği kriterlere uymadığı gerekçesiyle kendisini eleştirerek küçük görebilir, özgüven problemleri yaşayabilir. Diğer insanların kendisi ile ilgili olumsuz düşünceleri bulunduğuna inanabilir, bu konuda hassasiyet geliştirebilir, gözüne olumsuzu seçen bir filtre takmışçasına bakışların, kişilerin birbirleriyle konuşmalarının ya da müphem olayların insanların kendisiyle ilgili olumsuz düşüncelerine bağlı olduklarını varsayabilir. Geleceğe yönelik karamsar ve umutsuz düşüncelere kapılabilir.

Kişide negatif düşüncelerin yoğunluğuna bağlı olarak aşırı uyuma ya da tam tersi uykusuzluk görülebilir. Cinsel istek azalması söz konusu olabilir. İştahın artması ve aşırı yeme ya da tam tersi yemeden içmeden kesilme gibi iştah düzensizlikleri yaşayabilir.  Aile ve arkadaşlık ilişkileri, iş performansı, akademik hayatı depresif duygu durumundan etkilenebilir.  Konsantrasyon bozukluğu, unutkanlık, kararsızlık, düşük enerji, halsizlik, yorgunluk sık görülebilir.  Hayatın çoğu alanında negatif düşünmeye,  kaygılı ve çaresiz hissetmeye başlar. Başarısız olduğunu, sevilmeye değer olmadığını düşünür ve bu duygular kişilerde tekrarlatan ölüm ve intihar düşüncelerine, plan ya da girişimlerine sebep olabilir.

Araştırmalara göre erkeklere kıyasla kadınlarda depresyon görülme sıklığı daha yaygındır. Bunun sebebi kadınlardaki hormonal değişikler, sosyal yaşam koşulları, fiziksel ve cinsel istismarlara daha sık maruz kalma gibi etkenler olabilir. Erkeklerde görülen depresyon tablosunda ise alkol ve madde bağımlılığının eşlik etme ihtimali daha yüksektir.

Depresyon tedavisi ilaçla, psikoterapiyle ya da her ikisinin birlikte uygulanmasıyla yapılabilmekte, tedaviye olumlu yanıtlar alınabilmektedir.  Tedavide depresyonun güçlü, orta ve düşük düzey şiddetine ve seyrine göre düzenleme yapılmaktadır. Psikoterapide hastanın davranışsal aktivasyonu, bilişsel süreçleri, afektif yanlılığı, dikkat ve bellek işlevleri, yaşama ve kayıplara verdiği anlam, umutsuzluk ve çaresizlik duyguları, özgüven, ego kapasitesi üzerine çalışmalar yapılmaktadır.