Kaygılı (anksiyete) veya çökkün (depresif) olan bireylerde dürtüsellik (davranışlarını planlama, isteklerini erteleyebilme, kendini durdurabilme becerilerinde güçlük ile kendini gösterir) ortaya çıkıyor.

Şahsi özelliklerine uygun olarak birey, kendini yemeğe veriyor (mutfaktan çıkamıyor, aş ermiş gibi karbonhidrat (çikolata, dondurma vs) tüketiyor) veya yataktan çıkmadan uyuklama halinde kendini uykuya veriyor ya da alışverişte sınır koyamıyor (işine yaramayan pek çok eşyayı hesapsızca alıyor, kredi kartı limitlerini aşıyor, eve hacizler geliyor). Bu dürtüsel aktiviteler kadınlarda daha fazla iken erkeklerde alkol ve madde kullanımı başlıyor/varsa yoğunlaşıyor, seks ve porno ile uğraşma artıyor (zevk vermeksizin aşırı cinsel aktivite gösterme, porno sitelere aşırı ilgi gösterme vs.), kumar oynama eğilim baş gösteriyor, şiddete eğilim artıyor (dürtüsel öfke atakları oluyor).

Hepsinde de ortak özellik, anksiyete/çökkünlüğe anlık çare olarak beyine ödül veriliyor (beyinde özellikle dopamin olmak üzere bazı kimyasal maddeler artıyor), “anlık tatlar” sonrası kişide meydana gelen kısmi rahatlamanın bitimi ile pişmanlık duyma başlıyor. Pişmanlık duymanın sonrasında anksiyete/çökkünlük daha da artıyor, bu kısır döngü devam ederken artan dozlarda dürtüsel aktiviteler kişinin hayatını esir alıyor, sonuç bağımlılık düzeyinde klinik tablolar ortaya çıkıyor: dipsomani (dürtüsel alkol alımı), madde bağımlılığı, seks bağımlılığı, alışveriş hastalığı…

Bağımlılık düzeyinde iken birey, hasta olarak değerlendiriliyor ve psikiyatrik tedaviye başlanıyor.

Denge (homestaz) bir bozulmaya görsün, birey farkında olmadan gerçek sorununa (duygusal hastalığına: depresyon vs) ek olarak davranışsal sorunlarda (madde kullanım bozukluğu gibi) yaşamaya başlıyor.

 

Dr. Hasan Basri İzgi

Paylaş

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here