* “Artık işime gidemiyorum. 3 aydır evimizin karşısındaki inşaata saklanıyorum ve evimin girişini gözlüyorum. Nöbet tutan asker gibiyim. Kesinlikle eşim sokağımızdaki esnafları eve alıyor ve beni aldatıyor. Manava, bakkala, tüpçüye uğradığımda adamlar bana garip bakıyorlar ve imalı konuşuyorlar. Kahvede benim duyacağım şekilde geyik, boynuz esprileri yapıyorlar. Bir gün elbet onları yatakta yakalayacağım, görecekler onlar”.
* “Sürekli kocamın telefonuna mesajlar geliyor, tüm kadınlar onu tanıyorlarmış gibi bakıyorlar. Gittiğimiz her ortamda kadınlar eşime bir şekilde randevu veriyorlar. Bulunduğumuz şehirdeki tüm kadınlarla kocamın yattığını biliyorum. Ben bunları hak etmedim, kocam nasıl olur da her gördüğü kadınla beni aldatabilir”.
* “Allah canımı alsın ki eşim ben evden ayrılır ayrılmaz babamı yatağa alıyor (75 yaşında, kısmi felçli babası bir üst katta yaşıyor ve gelininin bakımına muhtaç). Ses alma cihazını yatak odasına koydum. Sesler tam anlaşılmıyor ama kesinlikle sevişirken çıkardıkları inleme seslerine benziyor. Babam hemen inkâr ediyor, kendini savunuyor. İnsan suçsuz olsa hiç kendini savunur mu? Size bunu ispat edeceğim ve işte o zaman gereken cezalarını vereceğim”.
* “Allah’ın cezası adam, işten geliyorum diye eve geç geliyor ve direk banyoya gidip duş alıyor. Biliyorum ki sevgilisi ile sevişmekten geliyor. Keşke eve gelmeden duşunu alıp gelsen de banyomu batırmasan. Ben saçımı süpürge yaptım, bu bana reva mı? Söylediğimde hemen inkâr ediyor, neymiş efendim bizim için çok çalışıyormuş. Fırsat bulsam hemen boşanacağım”.
* “Eve geldiğimde perdeler yandan bir karış aralanmış, utanmadan kısa şort giymiş. Dışarıdaki adamlara şov yapıyor, kendini göstermeye çalışıyor (10. katta ve bahçeli bir sitede oturan bir aile. Diğer bloktan çıplak gözle görülmesi çok zor). İnsan biraz iffetli olur, evde kısa şortla gezinmesini yasakladım, dışarda nasıl ise evde de öyle olacak”.
* “Bir de uyandım ki ne göreyim, karım sinirli bir şekilde başımda bekliyor. Gecenin 02.00’de bana sorduğu soru şu: “çabuk söyle kiminle sevişiyordun? biraz önce uykunda güldün”. Ne diyeceğimi şaşırdım. Nasıl kendisini aldatmadığım konusunda onu ikna edebilirim. Çok bunaldım”.
* “Babam iyice şaşırdı. 10. katta bulunan evimizin balkon kapısına da çelik kapı yaptırdı. Gece balkondan komşu erkeklerin eve girdiğine ve annemle ilişki kurduklarına inanıyor. Annem onları gün boyu ayartıyormuş. Kadıncağızın morarmadık yeri kalmadı, fiziksel ve psikolojik şiddet uygulanmasından dolayı sağlığını kaybetti”.
* “Çabuk söyle o bakıştığın adam kim? Göz hareketleriyle telefon numaranı verdin, fark etmediğimi zannetme? Sen adi bir sevgilisin ve beni göz göre göre aldatıyorsun”.
Bu hikâyelere pek çok gazete 3. Sayfa haberlerini dâhil edebiliriz ki kıskançlık paranoyası ciddi bir rahatsızlıktır ve bazen öldürme (homisid), ölme (suicid) ile sonuçlanabilir. Tedavisi olan, ancak çoğu zaman ihmal edilip son noktaya kadar sabredilen ve sonunda da gözyaşı eşliğinde bedeller ödenen bu hastalık hasta tarafından fark edilmez, içgörüsü olmaz. Bu nedenle hastanın tedavisinde temel rol hasta yakınlarına düşer.

Dr. Hasan Basri İzgi

Paylaş

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here