* “İnanmayacaksınız ama hiçbir sorunum yok. Harika bir eşim, çocuklarım var. İşimde sistemim oturmuş durumda, pek çok yatırım yaptım. Evler, yazlık, yurtdışı tatiller, garajımda modelli arabalar, teknolojinin tüm imkânları hayatımda fazlasıyla var. Ama tüm bunlar bana yetmiyor. Hayat boş. Zevk almıyorum. Niçin yaşıyorum?”.
* “Dün babama kızdım ve arabamı bile bile duvara çarptım, ölmek ve onu cezalandırmak istedim. Alkol, madde, pek çok sevgili, uçuk kaçık ilişkiler ve sınırsız para hayatıma renk katamadı. Hayat boş!”
* “Evden işe, işten eve gitmenin dışında yaptığım bir şey yok, monoton bir yaşam. Neyinden tat alacağım. Yaşasam ne olacak? Bıraksalar yataktan çıkmasam, sürekli uyusam”.
* “Okulu bitirsem ne olacak? Verilen emek boşa. Nasılsa iş bulamayacağım, bulsam mutlu olamayacağım. Sizce de hayat boş değil mi?”.
Okuduğunuz metinler size tanıdık geliyor ise biliniz ki depresyon (çökkünlük) sürecine girmek üzeresiniz veya girmişsiniz de haberiniz yok. Depresyon konusunu daha sonra tartışmak üzere beklemeye bırakalım ve günün sorusunu soralım: “neden yaşadığımız hayat bize boş geliyor?”. Bu soruya düşünen pek çok akıl farklı cevaplar verebilir.
“Hayatın boş olması”, bizim insani özelliklerimizi kaybetmemize bağlı olabilir. Eşimiz, çocuğumuz, anne ve babamız, kardeşimiz, akrabamız, komşumuz, diğer insanlarımız ve belki de en önemlisi kendimiz ile olan insani ilişkilerimizi değersizleştirmemiz hayatımızın boş olmasını sağlıyor olabilir.
Teknolojinin hatalı kullanımı sonucu tüketim kölesi olan bizler, daha çok mekanikleşiyor bireyselleşiyor ve insani (biyolojik, ruhsal, sosyal, spritüel) özelliklerimizi kaybediyor olabiliriz. Hayatımızda tek başına yaşadığımız evler, tek başına seyahat ettiğimiz arabalar, yalnız yenilen lüks yemekler, günü birlik ilişkiler ve eğlenceler, sanal dünya ve dostlar var. Maalesef selamlaşma, tebessüm etme, hal-hatır sorma, ortak aktivite, birlikte eğlenme ve vakit geçirme, hoş sohbetlerin edildiği meclisler, akraba ziyaretleri, komşuda kahve içmeler, imece usulü işleri halletme, derdiyle dertlenme, sırdaş olma, yardım eli olma ve benzeri kavramları ya hatırlamıyoruz ya da artık bilmiyoruz.
Dr. Hasan Basri İzgi

Paylaş

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here