Yaşantımızda yerine getirmek zorunda olduğumuz sorumluluklar var ve insan olarak da bizlerin bir tahammül gücü var. Bazen sınırlar aşıldığında ve tahammülümüz dibe vurduğunda karşımıza tükenmişlik tablosu çıkıyor. Bu durumda da alternatif çıkış yolları arıyoruz. Bunlardan bir tanesi de kaçınma davranışı. Kendimizi koruma adına bazen yapmamız gerekenleri yapmıyoruz bazen de yapmamamız gerekenleri yapıyoruz.

Hangi sorumluluk alanında zorlanırsak o alana uygun şekilde “haydi, kaçalım” düşüncesine kapılıyoruz: iş hayatında sorun varsa istifa etmeyi, evlilikte sorun varsa evi terk etmeyi veya boşanmayı, okulda sorun varsa okulu bırakmayı… düşünüyoruz.

“Haydi, kaçalım” da “niçin ve nereye kaçalım?”. Mücadele edip sorunların üstüne gitmek çözüme ulaşmamız için yegâne yol iken “biz niçin kaçalım?” ki ömür boyu çözüme kavuşturamadığımız sorunların boyunduruğu altında kalıp her an sıkıntısını yaşayalım. Bilelim ki “nereye kaçalım?” sorusuna binlerce cevap bulsak da çözemediğimiz sorunlar beynimizi meşgul ettikçe ve biz de beynimizi her gittiğimiz yere götürdükçe yine sıkıntımızla baş başa kalacağız.

Kaçınma davranışı sağlıklı bir davranış değildir. Zira pek çok hastalıkta kaçınma davranışı karşımıza çıkar. Temizlik takıntısı hastası elinin kirlenmemesi için kapı kolunu tutmaktan, panik bozukluk hastası panik atak beklentisi nedeniyle asansöre binmekten, sosyal fobisi olan hasta sosyal ortamlardan, depresyon hastası zevk almama, karamsarlık, ilgi ve istek kaybı şikâyetleri nedeniyle diğer tüm insanlarla olan ilişkisinden… kaçınırlar.

Doğru tercih: “haydi, üzerine üzerine gidelim ve yüzleşelim” yaklaşımıdır.

 

Dr. Hasan Basri İzgi

Paylaş

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here