“Her ne kadar hayatta bir yerlere gelmiş olsam da kendimden memnun değilim” düşüncesi sizde varsa, bu yazı tam size göre. Var olan güzelliklerini yetersiz bulup, kendini takdir etmesini bilemeyen bireylere örnek olarak, üniversite sınavında beklediği yüzdelik dilime giremeyen veya derece yapamayan “Fen Lisesi mezunu gençleri” ve bazı “sosyal fobi vakalarını” verebiliriz.

TEOG sınavında alınan yüksek puanlarla, yurdumuzun gözde okullarından olan Fen Lisesi’ni kazanan ve ortalamanın üstünde zekâya, ders çalışma becerisine, bilgiye sahip olan gençler, başarı ile okullarını bitiriyorlar. Eğitim döneminde öğretmenlerinin verdiği yüksek motivasyonla büyük hedefler belirliyorlar ve ideal çıtaları da oldukça yüksek oluyor. Bu bağlamda hem gençlerin kendilerinden hem de çevresinin (aile, öğretmenler, akrabalar…) gençlerden beklentisi yoğun oluyor. Bu şartlarda girilen üniversite sınavında, var olan gerçeklik durumuna göre bazen istenilen/idealize edilen seviyeler yakalanamıyor, örneğin %1’lik dilim yerine %2-3’lük dilime giriliyor. Sonuçta “ideal-gerçek çatışması” ortaya çıkıyor ve gençlerde narsistik zedelenme oluyor, özgüven azalıyor. Bazı strese duyarlı gençlerde hastalık tabloları (depresyon, anksiyete bozukluğu vs) meydana geliyor.

Bazı sosyal fobi vakalarında da benzer süreçler yaşanıyor: “idealindeki ben” ile “gerçeklikteki ben” arasında farklılık fazla olursa, kişide özgüven dolaylı olarak azalıyor. Aslında pek çok rakibinden daha özgüvenli ve başarılı olan bir memur, mevcut özelliklerini yetersiz bulduğunda ve idealize ettiği/olması gerektiğini düşündüğü özelliklere sahip olmadığını düşündüğünde dolaylı özgüven kaybı yaşıyor (rakibine göre daha fazla özgüveni olmasına rağmen) ve performansı düşüyor. Bu vakalardan çoğu zaman “aslında rakibimin hiçbir meziyeti yok, benim yarım kadar etmez, ama o terfi alıyor/amirimizin gözüne giriyor, ben aynı yerde sayıyorum” ifadesini duyabilirsiniz.

Sağlıklı yaklaşım: mevcut gerçeklerimizle barışık olmak, ulaşılabilir idealler belirlemek, ideal-gerçek arasındaki farkı artırmamak ve yeri geldiğinde idealden fedakârlık edip gerçeğimizi kabullenmektir.

 

Dr. Hasan Basri İzgi

Paylaş

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here