Dilimizde “ne olursa olsun, hangi şartta olursa olsun, her hâlde” anlamında kullanılır “illaki” zarfı. Bazılarımız beyninde ve dilinde (düşünce boyutunda) o kadar çok misafir ederler ki “illaki!” ifadesini: bu düşünceler, duygularına yoğun sıkıntı, davranışlarına tutturma, takıntılı olma şeklinde yansır.

“İllaki işimi bugün bitirmeliyim” diyen kişi, işini mesai saatlerinde bitiremezse, evine eksik kalan işlerini götürmek zorunda kalır: evdekiler huzursuz olur, aile içi iletişim bozulur, eşler arasında cinsel hayat olumsuz etkilenir, kişinin uyku durağı kaçar. Sonuçta yoğun sıkıntının getirisi olan büyük bedeller ödenir: fiziksel ve ruhsal sağlık bozulur, evlilik hayatında kriz çıkar, iş hayatında ve diğer hayat alanlarında performans düşer.

“Nasıl olur da unutabilirim”, “ben hata yapmamalıydım!”… şeklinde düşünen ve bu düşünce yapısı ile de “tutturma ve takıntılı olma” davranışlarının esiri olan bireyler, nasıl sakin olabilirler?

“İllaki daha zengin olmalıyım!”, “illaki çocuğum okul birincisi olmalı!”, “illaki en güzel ben olmalıyım”… düşüncelerinin altında ezilen ve sonucunda da ucu açık hedeflerine ulaşamayan (“olmayacak duaya amin diyen”) insanların, gece yatağa huzurlu girmesi ve sağlıklı uyuması mümkün müdür?

“Olduğu kadar olsun”, “hata payım olmalı”, “her insan gibi ben de unutabilirim”… ifadeleri ile “illaki” içerikli düşüncelerimiz dengelenebilirse, bu yaklaşım bizim için bir çıkış yolu olabilir.

 

Dr. Hasan Basri İzgi

Paylaş

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here