Başvuran kişi ve yakını, psikiyatri uzmanı doktor ….. hanım/bey’den yardım istiyor ve genellikle beklentiler şu şekilde oluyor: “bana bir ilaç versin veya bazı telkinlerde/nasihatlerde bulunsun ki hayatımdaki tüm sorunlar bitsin, her şey değişsin”. Sanki bir sihirli değnek veya şifacı el var da her bir derde derman olsun.

Beklentiler bu düzeyde iken hekim olarak bizler ne yapmalıyız? Öncelikler bize verilen sıfatları ele alırsak, her ne kadar bir tıp alanında (psikiyatri) uzman olsak da öncelikle bir doktoruz, uzmanlık eğitiminden önce aldığımız tıp eğitimi ve tıp doktoru unvanımız var. Daha da öncesinde biz de bir insanız (….. hanım/bey) ve karşımızdaki danışana ilk olarak “insani boyut” içinde bakmalıyız. Empatinin ön planda olduğu bir ilişki kurarak, karşımızdaki insanın yerine kendimizi koymalıyız.

Psikiyatrik değerlendirme yapılırken izlenen algoritma şu şekildedir: Öncelikle “bu kişi hasta mı? değil mi?”. Her insanda olabilecek düzeyde (insani boyutta) bir sorun varsa hastalık düşünülmez ve kişinin özeline bakılır (kişilik yapısı, düşünce tarzı, hatalı tutumları vs.). Şayet hastalık kliniği varsa, 2. aşamada “hastalığı tıbbi (organik) mi? psikiyatrik mi?” sorusuna cevap aranır. Bir tıp doktoru olarak ayırıcı tanıda olabilecek diğer tıbbi hastalıklar için gerekli tetkikler istenir, incelemeler yapılır, ilgili diğer branş hekimlerine danışılır (konsültasyon istenir). Ayırıcı tanı yapıldıktan sonra, şayet altta yatan bir tıbbi hastalık bulunamazsa, son aşamada “hangi psikiyatrik hastalık?” sorusu sorulur ve ön tanılar belirlenir.

Bir psikiyatri uzmanının bu algoritmaya uymaksızın ve ilk başta insani boyutta bir değerlendirme yapmaksızın, danışanını “hastalık” boyutunda değerlendirmesi, yanlış tanı konmasına ve gereksiz tedaviler başlanmasına neden olur. Cenaze evinde diğer insanlarla birlikte, insani bir duygusal tepkinin sonucu olarak ağlayan kişiye “depresyon” tanısı koyup ilaç başlamak marifet değildir.

 

Dr. Hasan Basri İzgi

Paylaş

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here