Narsistik Kişilik Bozukluğu

NARSİSİSTİK KİŞİLİK BOZUKLUĞU

Narsisistik kişilik bozukluğu olan kişiler yaşam boyu devam eden kendini çevresindeki herkesten üstün görme, başarılarını, kişiliklerini, davranışlarını, dış görünüşlerini olduğundan daha yukarıda algılama eğilimi gösterirler. Kendileriyle ilgili pek çok alanda çevresinde büyük bir hayranlık uyandırdıklarını, yetenekli ve özel olduklarını düşünür, davranışta ve iç dünyalarındaki üstünlük ve önemli olma fantazilerini dış dünyaya yansıtırken aslında gerçeklerden kaçar ve içlerindeki olgunlaşmamış, kırılgan ve küçük çocuğu koruma ihtiyacıyla hareket ederler.

Narsisistik kişiler çocukluk ve ergenlikte ben-merkezci tutum ile ön plana çıkarken yetişkinlikte düşük empati, düşük iç görü, haklılık ve büyüklenmedir. Kişi yakın ilişkilerinde, iş ve akademik hayatında, sosyal ilişkilerinde her zaman haklı, kusursuz, başarılı taraftır. Sürekli kendini haklı ve üstün çıkarmaya çalışan savunucu tutum sosyal ilişkilerde büyük sıkıntılar yaratır. İlişkilerde ortaya çıkan sıkıntılar karşısında kendilerini kusurlu görmeyerek eleştirileri geri püskürtme eğilimi gösterir, diğerlerinin iç dünyasına verdikleri zararı, onları kırıp yıpratmayı umursamaz, haklı çıkarak üstün(!) pozisyonlarını koruma çabası içinde olurlar. Aslında eleştiriye ve olumsuz yorumlara karşı oldukça duyarlıdırlar, fakat öyle hızlı diğerlerinin kendini aşağıladığını ve küçük düştüklerini düşünürler ki, bunun iç dünyalarına verdiği acı, kendini koruma dürtüsüyle dışarıya tazyikli biçimde haklı ve üstün çıkma çabası olarak yansır. Bu çaba dışarıya öfke ve saldırgan tutumlar şeklinde yansıyabilir. Mutlu ve huzurlu hissedebilmeleri için diğerleri tarafından görünür olmaya, beğenilmeye, ilgi görmeye, övülmeye, pohpohlanmaya ihtiyaç duyarlar. Genellikle alıcı ve talep eden pozisyonunda olurken, dış dünyaya duygusal yatırım yapmazlar. Başkalarının hisleri, arzu ve istekleri karşısında duyarsız olan yapı, ancak kendi kusurlarını saklama gayreti içinde bulunduğu ya da çıkarı olduğu zamanlarda empati yapıyormuş gibi görünerek karşısındakini manipüle etmeye çalışabilir.

Çevrelerinden pek çok şeyi talep etmeyi kendilerine hak gören narsisistik kişilik bozukluğuna sahip kişiler, iç dünyalarındaki kontrol ihtiyacını çevrelerindeki insanlara da yansıtırlar. Dış dünyayı kendi zihnindeki tasarım (olayların gerçekleşme şekli) doğrultusunda kontrol etmeye çalışan yapı, diğer insanlardan talep ederek, onları yöneterek, kullanabilir. Belli özelliklere sahip kişileri idealize eder ve onlara yakın durmaya çalışır, bazı insanları (genellikle kendisine verici olabilenleri) ise develüe etme, küçük görme, üzerlerinde baskı kurma tutumları sergilerler. Amaçlarına ulaşmak için manipülasyonu kendilerinde hak görürler, suçluluk ve pişmanlık yaşamazlar. Kendilerini karşı tarafa çekici, vazgeçilmez göstermek için yalan söylemekten çekinmezler.

Narisistik kişilik bozukluğu başlangıcı 10’lu, 20’li yaşlara dayanabilir. Oluşma sebebi genellikle çocuklukta yaşanan çocuk-ebeveyn ilşkisi ile ilgilidir. İhmal edilen, sıcaklık, sevgi, ve takdirden uzak büyüyen, kimliği ve kişiliği onay görmeyerek ihtiyaçları görülmeyen çocuklar iç dünyalarında yaşadıkları ağır kırılmaları kendi kendilerine tamir edemezler. Kendi kırılganlıklarını korumak için üzerlerine bir zırh giymeye ihtiyaç duyar kendi zayıflık ve yetersizlik duygularıyla mümkün olduğu kadar az temas etmeye çalışırlar. Bu zırh sayesinde dış dünyaya güçlü, karizmatik, diğerlerine ihtiyaç duymayan asla hiç bir şey için muhtaç olmayan, kendi kendine yeten başı dik bir görüntü sergilerler.

Narsisistik kişilik bozukluğunun bir diğer görülme nedeni ise çocuğun ebeveyni tarafından hiç kırılmayan, aşırı ilgiyle tüm talepleri karşılanmaya çalışılarak yetiştirilmiş olmasıdır. Böyle yetiştirilen çocuklar ihtiyaç hissettikleri anda talep etmeye ve talebin yerine getirilmesine alışarak sırtlarını yanlarındaki insanların üzerlerine yaslama, yalnızca kendi ihtiyaçlarını düşünme, diğerlerini anlamaya çalışmama eğilimi içinde olurlar. Çünkü geçmişte kendilerine sınır koyulmamış, empati öğretilmemiş, içgörü kazandırılmamıştır. Bu deneyimlerden mahrum olmaları olgunlaşmamış bir yapının üzerine “üstünlük” zırhı geçirilerek yaşam boyu olgunlaşmadan sürmesini sağlar.

Tedaviye genellikle direnç gösterir, kendilerinde kusur görmedikleri için sorunların kaynağını farklı nedenlere bağlamaya çalışırlar. Tedaviye gelen narsisitik kişilerde ne kadar mükemmel ve hatasız olduğunu psikolog ya da psikiyatrist üzerinden ispat etme gibi manüpülatif bir çaba görülebilir. Yaşadıkları kayıplar, başarısızlık ya da yetersizlik gibi duyguların yoğunlaştığı dönemlerde depresif hale geldiklerinde de tedaviyi kabul edebilirler.