“Söyle bakalım, anneni mi çok seviyorsun? babanı mı?” sorusuna muhatap olduğunuzda ufak bir çocuktunuz ve ne sorulduğunu bile anlamamıştınız. “Ne demekti anne mi? baba mı?”. Birbirinden farlı iki önemli figür arasında ayırım yapmanız isteniyordu ve birini diğerine üstün görmeniz, birbirleriyle kıyaslamanız, hele hele o yaşta imkânsızdı.

Hayatın ileri evrelerinde de benzer şekilde, birini diğerinin yerine koyamayacağınız, iki farklı önemli kişi arasında tercih yapmaya zorlandığınız oldu. Örneğin evlilik hayatınızda eşiniz ve anne/babanız arasında tercih yapmanızın istenmesi gibi. Eşiniz: “ya ben ya annen/baban?” derken anne/babanız da: “hakkımızı helal etmeyiz ya biz ya eşin?” diyebildiler. Hâlbuki anne/babanız ile eşinizin yeri yurdu farklıydı ve birbirlerinin yerini doldurmaları mümkün değildi. İki arada bir derede kalmak sıkıntı nedeniydi.

Ufak çocukken bilinçli tercih yapamayabilirsiniz, ancak yetişkin bir birey iken “önceliklerim nedir?” sorusunu kendinize sorarak durum analizi yapabilirsiniz. Örneğin yeni doğum yapmış, annesi ve eşi arasında kalmış bir taze annenin öncelik sıralaması şu şekilde olmalıdır: “ilk önce kendim (zira kendisi olmadan ne annelik, ne eşlik, ne de evlatlık yapabilir), sonra bebeğim. Eşim ve annem arasında tercih noktasında kalmamalıyım ve onlar, her ikisi de yetişkin bireyler olarak kendi aralarında ki sorunları kendileri çözsünler” diyebilmelidir. Kişi önceliklerini belirleyemediği takdirde bedeli ödeyen kendisi olur ve bu durum rahatsızlıklara davetiye çıkarabilir.

 

Dr. Hasan Basri İzgi

 

Paylaş

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here