* “Kendim hasta oldum!”: Bazı hastalar kendilerini ve bazı hasta yakınları da hastasını suçlarlar (“Benim tercihim değil” yazısı). “Kim hasta olmak ister?” ve daha zor olanı da hem kendinin hem de kendisi dışındaki tüm kişilerin (hasta yakınları vs.) anlayamadığı ve anlamadığı halde ahkâm kestiği bir psikiyatrik bozukluğu (depresyon gibi) yaşamak ister? (“Çetrefilli bir konu: bilmeden bilmek” yazısı). Hastalık nedeniyle bir hasta suçlanamaz!

 

* “Ben hasta değilim!”: Çoğu psikiyatrik hastalıkta (psikozlar, alkol ve madde bağımlılığı vs.) içgörü ve farkındalık olmaz, hastalık inkâr edilir. Bu nedenle hastanın doktora ulaşmasında aktif görevi hasta yakını oynar. Hastalık bir acizlik, eksiklik, ayıp, kişisel hata gibi algılanır. Hâlbuki her beyin sahibi insan, psikiyatrik hastalıklardan mustarip olabilir. Hastalık, bireysel tercihimiz olmayan ve “özür” olarak kabul edilen bir süreçtir. “Bir kişide hastalık var mı? yok mu?” sorusunun cevabını verecek kişi, konunun uzmanı olan hekimdir (“Rol karmaşası” yazısı).

 

* “Ben akıl hastası değilim ki psikiyatriste gideceğim, benim psikiyatri ile işim olmaz”: Beyin, kendimizin hem iç hem de dış dünyası ile olan dengelerini kuran ve emir-komuta zinciri dâhilinde, bir düzen içinde kalmasını sağlayan bir organdır. Vücudumuzun Ankara’sı gibidir, bakanlıklar misali tüm merkezler (uyku, iştah, cinsellik vs.) beyinde bulunur. Dolayısıyla yaşantımızdaki herhangi bir travmatik olay (ölüm, tayin, evlilik vs.), fiziksel bir hastalık (diğer organlarla ilgili sorunlar)… beynimizi etkiler. Sonuçta psikiyatriste sadece akıl hastaları değil, basit bir sorununa takılıp çözüm bulamayan ve durumunu danışmak isteyen kişi de gelebilir. Psikiyatri hekiminin de sorunları olduğunda, bir beyin sahibi insan olması nedeniyle, beyin hastalıkları ile ilgilenen branş olan psikiyatri ile işi vardır.

 

* “Beni eşim, annem, babam… anlamıyor”: Anlaşılamama düşüncesi pek çok hastada vardır ve alınganlık had safhadadır (“Hasta yakını olmak” yazısı). Maalesef, en önemlisi hastanın kendisi de kendine karşı anlayış göstermemektedir ve kendi ile çatışma halindedir (“nasıl hasta olabilirim? Ev işlerim kaldı, çocuğumla ilgilenemedim”). Hastalık ile mücadele etmede ve tedaviyi sürdürmede hastanın kendisinin sorumluluk alması daha muteber iken genellikle beklenti, hasta yakınının tüm sorumluluğu almasıdır. Şu bir gerçektir ki hiçbir zaman yardımcı oyuncu (hasta yakını) başrol oyuncusunun (hasta) yerini tutamaz (bu gerçeklik yetişkin hastalar için geçerlidir).

 

* “Hastalığımı kullanıyor muyum? Her şey bir numara mı?”: Bazı hastalar ve bazen de bazı hasta yakınları bu düşünceye kapılır. Şayet numaradan hasta olunabilseydi, akıllıca bir tercih olmazdı: hasta olmakla elde edilen hak/mahrumiyet dengesizliği ile kişi çoğu zaman mağdur olur. Hastalık dönemlerinde bazı bilinç dışı kazançlar olabilir (primer/sekonder kazançlar: daha sonra ele alınacak). Bir de gerçekten hastalık numarası ile menfaat (rapor, istirahat vs.) elde etmeye çalışan bireyler vardır. Bu farklı durumların ayırımını yapacak kişi hekimdir.

 

 

 

Dr. Hasan Basri İzgi

 

Paylaş

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here