Öncelikle psikolog bir kurtarıcı, kahraman veya sihirli değneği olan bir şifa dağıtıcı değildir. Terapi sürecinde hasta ile terapist bir ekip çalışmasının içindedir. Hastalığın veya sorunun bir durdurma tuşu yoktur. Terapötik ortam, en başta kendini keşif sürecidir. Kişi, bu süreçte terapist eşliğinde duygularını tanıma, ihtiyaçlarını anlama, kendisi ile diyalog kurma, hastalığının doğasını öğrenme ve onunla doğru ilişkiyi kurabilme yolunda ilerler. Bu noktada terapist ve hasta arasında karşılıklı bir etkileşim söz konusudur. Terapist ve hastanın işbirliği, tek başına terapistin veya tek başına hastanın keşfedeceklerinden çok daha fazlasıdır. Gestalt yaklaşımının söylemi gibi “Bütün, parçaların toplamından fazladır” ve iyileşme, ne tek başına terapistin, ne de tek başına hastanın alanı içindedir. Kişi, “hadi hemen sorunumu çöz” veya “psikoloğum beni sen kurtar” isteğiyle terapi sürecine gittiğinde belki de terapistle keşfedeceği ilk şey, hayatındaki kurtarıcının neden kendisinin olamadığı, çözüm üzerinde bir kontrolü olup olmadığına dair ne düşündüğü veya günlük hayatında da insanlar kendisine çözüm üretmedikçe sorunlar içinde etkisiz kalıp kalmadığıdır.

Paylaş

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here