Sorumluluk alma konusunda, bir tarafta “sorumluluk-hak dengesi” yazısında bahsettiğim yetersizlik (tefrit) varken, diğer tarafta da ölçüyü kaçırma (ifrat) var.

 

24 saatimizde, rutin olarak hemen hepimizde var olan sorumluklardan bazıları şunlar: anne/babamıza karşı evlatlık vazifeleri, eşe karşı sorumluluklar, çocuğumuza karşı anne/babalık görevleri, iş hayatında üst/ast çalışanlara ve hizmet verdiklerimize karşı vazifeler, yaşadığımız topluma karşı sosyal sorumluluklar, kendimize karşı bireysel meşguliyetler, eşe karşı cinsel işlevler, inancı olanlar için dini vazifeler… Bu sorumluluklarımız arasında bir denge kurmalıyız. Denge kurmada belirleyici olan süre, içerik gibi faktörlerden daha çok istikrarın olmasıdır, “az da olsa devamlı olması” önemlidir. Denge bozulduğunda olabilecek olumsuz sonuçlar, hekimler olarak bizlere şikâyet olarak yansırlar.

 

İş hayatında çalışmanın dozunu kaçıran ve eşini-çocuğunu ihmal eden, işkolik erkeğin evinde huzursuzluk oluyor ve erkek “her şeyleri var, bir dedikleri iki etmiyorum, en pahalısından alıyorum da lüks içinde yaşıyorlar, daha ne istiyorlar?” diye düşünüyor. Ancak gerçek sorunu bir türlü anlayamıyor.

 

Evlatlık görevlerinde aşırıya kaçan kadın, evinde ne oluyorsa annesine anlatıyor. Çekirdek ailesinin mahremiyeti/özeli kalmıyor. Buna karşılık eşiyle sürekli çatışmalar yaşıyor. Erkek kendi çapında yasaklar koyuyor, eşinin ailesi ile görüşmesini engelliyor ve sonuçta yara daha da büyüyor.

 

Dindar baba münzevi hayatı yaşıyor, buna bağlı olarak evdeki çocuğa karşı babalık vazifelerini ihmal ediyor, çocuk kötü arkadaşlarına uyuyor ve madde bağımlısı oluyor. Sonra baba “bizim aileden bu hayırsız çocuk nasıl çıktı?” diye veryansın ediyor.

 

Çocuklarına karşı annelik vazifesinde aşırıya kaçan kadın, eşini cinsel konularda ihmal ediyor, sonuçta erkek aldatıyor, kadın “saçımı süpürge yaptım, çocuklarını büyüttüm, nasıl olur da beni aldatır?” diye kara kara düşünüyor.

 

Eşine karşı” dur” diyemeyen eş anne ve babasına karşı evlatlık görevlerini ihmal ediyor. Sosyal meşguliyetleri (dernek, siyaset, spor vs.) ile yoğun uğraşan kişinin çocukları, göremedikleri anne/babası için göz yaşı döküyor. “Daha çok iş yapacağım, para kazanacağım” diye eğriyi/doğruyu ayırmayan, müşterisine kazık atak, yalan söyleyen iş adamı dinini ihmal ediyor, iç dünyasında kendisi ile çatışıyor… Örnekleri çoğaltmak mümkün, önemli olan sorumluluk alabildiğimiz kadar sorumluluklarımız arasındaki dengeyi de koruyabilmek.

 

Dr. Hasan Basri İzgi

 

Paylaş

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here