Sosyal Anksiyete Bozukluğu

SOSYAL  ANKSİYETE BOZUKLUĞU

Sosyal anksiyete bozukluğu sosyal fobi olarak da adlandırılan küçük görülmek, alay edilmek, eleştirilmek, yargılanmak gibi korkularla kişinin toplu ortamlara girmekten kaçınmasına, topluluk içindeyken yoğun kaygı duymasına neden olan bir anksiyete bozukluğudur. Kişinin kaygıları ve kaçınmaları iş hayatı, akademik hayat, aile, arkadaşlık gibi alanlarda sosyal ilişkiler kurmasına engel olarak işlevselliğinin azalmasına yol açar. Toplumda yaşam boyu görülme oranı %4 ile %13’e kadar bir aralıkta değişmektedir. Genellikle 13-20 yaşaları arasında ortaya çıkar ve kadınlarda daha sık görülür. Utangaçlığı, Sosyal Anksiyeteyi ve Çekingen Kişilik Bozukluğunu birbirinden ayırt etmek gerekmektedir. Belirtilerinin birbiriyle benzerlik gösterdiği bu üç rahatsızlık sıfır ile yüz arasındaki bir skala üzerine yerleştirilecek olursa en alt ile orta seviye arasına utangaçlığı, orta ve üst seviye arasına sosyal anksiyete bozukluğunu, üst seviye ile en üst nokta arasına ise çekingen kişilik bozukluğunu koymak mümkündür.

Sosyal anksiyete bozukluğunun etyopatogenezi  genetik ve biyolojik sebeplere dayanabilir. Bunun yanında çocukluk çağından itibaren yaşanılan duygusal travmalar, eleştirilme, aşağılanma, alay edilme, yok sayılma, küçümsenme, ihmal edilme gibi aile tutumları ya da sosyal çevrede yaşanan olumsuz deneyimler sosyal anksiyetenin oluşma riskini güçlendirir. Aile bireylerinde sosyal anksiyetesi olan bireylerin gözlemlenmesiyle topluluktan kaçınma, utanma, çekinme  gibi davranışlar sosyal öğrenme yoluyla öğrenilebilir. Genellikle sıklıkla görülen yüzün kızarması, bedensel titremeler, konuşurken sesin titremesi gibi durumlardan kaçınılır ve fark edilmemek için önlemler alınır.

Kişi sosyal tehlike olarak algıladığı belli başlı durumlar karşısında geçmişte eleştirildiği, reddedildiği, aşağılandığı durumlarla ilişkili ezik duruma düşmüş olumsuz kendilik imajlarını hatırlar. Zihninde en kötü duruma düştü halleri olduğunda, bu tehlikenin gerçekleşmesini önleyebilmek için tüm dikkatini kendi üzerine odaklar. “Kızarıyor muyum? Titriyor muyum? Mantıklı ve güzel konuşabiliyor muyum? İyi görünüyor muyum?” gibi sorularla yoğun uğraşı, kişiyi dikkatinin dağılmasına, kendini sürekli izlemesine ve hata yapmaya zorlar. Kişi dışarıdan da nasıl hissediyorsa aynen öyle göründüğünü hisseder ve yaptığı hatayı “rezil olduğu” şeklinde değerlendirir. İnsanların durumu farketmesi, yargılanması ve küçük görülmesi genellikle en önemsediği felaket senaryolarıdır.

Sosyal fobide topluluk önünde konuşma yapmak, topluluk içinde yemek yemek, ilgi odağı olunacak bir durumda kalmak, rezil olmak, aşağılanmak korkusuyla sosyal gruplara girmekten kaçınmak, yeni kişilerle tanışmaktan, insanlar içinde bir tanıdıkla karşılaşmaktan korkmak, yeni tanışılan biriyle telefonla ya da yüz yüze görüşmek yapmak, flört etmek, biriyle buluşmak, haksızlık karşısında itiraz etmek, “hayır” diyebilmek, görüşlerini söylemek, arzu ve isteklerini çekinmeden ortaya koyabilmek, göz teması kurmak gibi davranışlar yapmakta zorlanılan, yapılması gerektiğinde ise yoğun kaygı yaşanmasına sebep olan durumlardır. Yoğun anksiyete oluşturan bu durumlar kişinin panik ataklar yaşamasına neden olabilir. Çarpıntı, mide bulantısı, bağırsak sorunları, baş ağrısı, gerginlik ve kas ağrısı, titreme, terleme, kızarma, nefes darlığı, kekeleme, ağız kuruluğu gibi fiziksel belirtiler tabloya eşlik edebilir.

Sosyal anksiyete bozukluğu tedaviye olumlu yanıt veren bir rahatsızlıktır. Psikoterapi ve Famakoterapinin kombine edilmesi başarıya ulaşmada etkilidir. Kişinin kaygı yaratan, aşırı duyarlılık gösterdiği durumları farketmesi, bu durumların çağrıştırdığı olumsuz kendilik imajlarını ve  düşüncelerini tanıması, sıkıntıyla başetmede kullandığı işlevsiz başetme stratejilerinin kendisini nasıl bir kısırdöngü içine sıkıştırdığını görmesi, sıkıntıya farklı yanıt vermeyi öğrenerek alternatif sağlıklı ve yeni stratejiler geliştirmesi kişinin çeşitli yaşam alanlarında azalmış olan işlevselliği geri kazanmasına ve sırtında yıllardır taşıdığı yüklerden kurtulabilmesine yardımcı olur.