Haberiniz olsun ki “ben vazgeçilmez biriyim” düşüncesi ile hareket ederseniz, kaybedenlerden olursunuz. Çünkü “vazgeçilmez” olduğuna inanan kişilerde kibir/gurur/enaniyet/bencillik, aşikâr veya gizli olarak pik yapar. Bu özellikleri taşıyan kişiler, gerçeklikten uzak değerlendirmeler yaparak var olan güzellikleri kaybederler.

 

Bir anne için en vazgeçilmez olan evlattan bile yeri geldiğinde vazgeçilebilir de anne gözyaşları içinde zalim evladının varlığından şikâyetçi olabilir, evlatlıktan reddedebilir.

 

“Bensiz bir hiç, başkası ile yapamaz, bana muhtaç” diyen erkek, eşi tarafından terk edilir de iş işten geçtikten ve yuva dağıldıktan sonra ortada kalır, cinnet geçirir. Vazgeçilmez olduğunu düşünen kadın, eşine gereken yakınlığı göstermez de eşi tarafından aldatıldığında büyük yıkım yaşar (günlük pratikte yıllarca evlilik hayatını sürdürdükten sonra aldatılma/terk edilme/karakolluk olma… gibi olumsuzlukları yaşayan çiftlerde, “vazgeçilmez” olduğunu düşünerek davranışlar sergileme sık görülür).

 

İşçisine bakış açısı, “benim dışımda kimse buna ekmek vermez” olan işveren de, “benim sayemde zengin oldu, ben olmasam bir şey beceremezdi” diyen işçi de aynı bataklıkta debelenmektedir: “vazgeçilmezlik”. Ne işçi için işveren olmazsa olmazdır, ne de işveren için o işçi tek işçidir. Sadece ve sadece her ikisi de bir diğerine rızık için sebep olurlar, aynı kaba kaşık sallarlar, yoksa birbirlerine muhtaçlıkları yoktur.

 

“Bana muhtaç” diye düşünen doktor hastasına gereken özeni göstermez, öğretmen öğrencisine sahip çıkmaz ise sonuçta kaybeden kendileri olurlar. Yıllardır takip ettiği hastası doktorundan, saygılı öğrencisi ve velisi öğretmenden vazgeçerler.

 

Kimse vazgeçilmez değildir!

 

Dr. Hasan Basri İzgi

 

Paylaş

Yorum Yap

Please enter your comment!
Please enter your name here